Yaşam

Steve Hanke’den Türkiye İçin ‘Hiperenflasyon’ Açıklaması

Geçtiğimiz aylarda çok konuştuğumuz bir isim vardı. Bu isim, kendi parametleri üzerinden Türkiye’deki “gerçek” enflasyonu hesapladığını söyleyen Johns Hopkins Üniversitesi profesörlerinden Steve Hanke idi. Hanke tarafından yapılan açıklamalara göre Türkiye’deki enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı veriler arasında dağlar kadar fark vardı. Öyle ki TÜİK’in yüzde 21,31 olan Kasım 2021 enflasyonu, profesöre göre yüzde 100,65‘ti.

Dünya’dan Elif Karaca’nın sorularını yanıtlayan Prof. Hanke, Türkiye ile ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. “Türkiye’de hiperenflasyon olur mu?” ve “Türkiye, enflasyonu düşürmek için ne yapmalı?” gibi çok önemli sorulara yanıt veren ekonomi profesörü, hala hiçbir şey için geç olmadığının sinyallerini verdi. Gelin hep birlikte, Steve Hanke tarafından yapılan açıklamalara yakından bakalım.

Hiperenflasyon nedir?

Yukarıdaki görselde, hiperenflasyon tabirinin ne anlama geldiğini örnek bir görsel üzerinde görüyorsunuz. Açıklamayı okuyunca, bu fotoğraftaki mantığı çok daha iyi bir şekilde anlayacaksınız.

Steve Hanke’e yöneltilen sorulardan ilki, tahmin edilebileceği üzere “Hiperenflasyon nedir?“di. Ekonomi profesörü, bir süredir tartıştığımız tabiri şöyle açıklıyor: Akademik literatürde benimsenen görüşe göre, aylık enflasyon oranının %50’yi aşması durumunda hiperenflasyon sınıflandırması yapılabilir. Bu tanım, 1956’da, Phillip Cagan’ın Milton Friedman editörlüğündeki Studies in the Quantity Theory of Money adlı kitapta yer alan hiperenflasyonla ilgili analizinin yayınlanmasından sonra kabul edildi. Önemli fiyat artışları olan ülkelerde her gün enflasyonu ölçmek için yüksek frekanslı verileri ve Satın alma Gücü Paritesi teorisini kullandığım için Cagan’ın aylık %50 hiperenflasyon eşiğini geliştirdim. Gelişmiş ölçüm teknikleri ile artık hiperenflasyonu, art arda en az 30 gün boyunca aylık %50’yi aşan bir enflasyon olarak tanımlıyorum.

Steve Hanke tarafından yapılan açıklamalar, bir aylık süreçte aylık enflasyonun her gün yüzde 50’nin üzerinde olmasının hiperenflasyon anlamına geldiğini söylüyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Terimler Sözlüğü ise bu tabiri yıllık enflasyon oranının yüzde 200’ü aşması durumunda hiperenflasyon yaşandığını ifade ediyor. TCMB’ye göre 1 Ocak 2021’de 100 TL’ye satın aldığınız bir ürün için artık en az 300 TL ödüyorsanız hiperenflasyon yaşanmış oluyor. Steve Hanke ise Aralık 2021’de 100 TL’ye satın aldığınız bir ürünü Ocak 2022 boyunca en az 150 TL’ye almanız durumunda hiperenflasyon yaşanmış olacağını söylüyor…

Türkiye’de hiperenflasyon ihtimali var mı?

Steve Hanke’e yöneltilen bir diğer soru da “Türkiye’de hiperenflasyon ihtimali var mı?” şeklindeydi. Bu konuda iyimser olan Hanke, istatistiklere göre Türkiye’de hiperenflasyon ihtimalinin çok düşük olduğunu ifade etti. Ekonomi profesörünün bu konudaki açıklamaları şöyle: Hiperenflasyon nadir görülen bir durum. Dünya tarihinde sadece 62 hiperenflasyon vakası yaşandı. Türkiye’de hiperenflasyon yaşanmasının imkansız olduğunu söyleyemem ama istatistiksel açıdan ihtimalin oldukça düşük olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’de endemik bir “yüksek” enflasyon sorunu var.

Türkiye enflasyonla nasıl mücadele etmeli?

Elif Karaca’nın Steve Hanke’e yönelttiği soruların belki de en önemlisi, enflasyonun nasıl önüne geçileceğiydi. “Türkiye’nin nispeten düşük enflasyona ve düşük faiz oranlarına sahip olmasını sağlamanın tek yolu, Bulgaristan’da yapılanı tam olarak yapmaktır. Bulgaristan Merkez Bankası’na ilişkin yasa, para kurulu yasasıyla değiştirildi ve bu ülkeye son 25 yıldır önemli katkılar sağladı. Bu arada, şimdiye kadar var olan 70’in üzerinde para kurulunda da durum böyle oldu. Hatırlatmak gerekirse, en ünlü para kurulu Hong Kong’da. 1997-98 Asya Mali Krizi ve Hong Kong’da yaşanan daha yakın tarihli siyasi sıkıntılar da dahil olmak üzere her türlü koşulda mükemmel bir şekilde uygulandı.” diyen Hanke, ne yapılması gerektiğini de bu şekilde açıkladı. Peki nedir bu para kurulu?

Para Kurulu nedir?

Para Kurulu tabirini açıklayan isimse ekonomi gazetecisi Faruk Türkoğlu. Türkoğlu, bu döviz rejimini şu şekilde açıklıyor: Bu tür bir uygulamada, ulusal paranın değeri yabancı bir para birimine veya yabancı para birimlerinden oluşan bir sepete karşı sabitlenir. Para politikası uygulaması açısından bakıldığında kurul sistemi, parasal tabanın sadece yabancı para karşılığında yapılan işlemlerle değişmesine izin verir. Diğer bir deyişle, merkez bankasına önceden belirlenmiş sabit bir kurdan döviz satıldığı zaman para miktarı artar, merkez bankasından döviz alındığı zaman azalır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu